Hasankeyf üzerine bir öneri önsözü...
04 Temmuz 2007
Sevgili yol arkadaşlarım, uzun zamandır yeniden yazmak için vakit kolluyorum.
Fakat bazen herşeyin çok daha yoğun olduğu süreçler vardır bilirsiniz.
Özellikle yaz ayları benim için böyledir. Bugün beni alelacele yazı başına oturtan sebep, bütün önceliklerimi öteledi. Konumuz Hasankeyf...
Neredeyse günümüzün teknolojik imkanları ile bile elde edilemeyecek kadar
eşsiz yaşam koşulları oluşturulmuş mekanlar...
Bu mekanlar zihnimizdeki klasik mağara çağrışımlarını top yekûn alt üst ediyor.
Yüzyıllardır mağaralarından süzülen eski uygarlıkları bağrında taşıyor Hasankeyf Anadoluda.
Üstelik sadece Anadoluya ait değil, tüm insanlığa ait bir kültürel mirası barındırıyor.
Ancak önümüzdeki günlerde, GAP yapılanması kapsamında gündeme gelen ve
çevreci karşıtı olmadığı iddiası ile başlatılacak Ilısu Barajı projesi ile
sular altında kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak.
Son yıllarda mücadele ettiği sorumsuz yerleşim ve betonlaşma tehlikelerine inat asırlarla
ifade edilen bir kültürel geçmişin izlerini zorla da olsa korurken, Hasankeyfin şimdi de
sularla boğuşacak olması yadsıyamayacağımız kadar keskin bir gerçek artık.
Gözlerden sakınıp inci tanesi gibi korumak bir yana dursun,
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar kalan
son dişiyle de sulara gömecek Hasankeyfi anlaşılan. Asıl medeniyetin geçmişi kucaklayıp,
korumakta saklı olduğunu bilmeyen sözde medeniyetin son dişi...
İnsan icadı savaşların anlamsızlığının bile daha kabul edilebilir gerekçeler taşıdığı zamanlarda,
korunmaya müsait yer anlamını taşıdığı için almış adını Hasankeyf.
O dönemlerden bile galip gelip, sakınabilmiş dokusunu.
Kültürüyle, ticaretiyle, refahıyla büyümüş; büyütmüş üzerindekileri.
Bu meydan okuma, 21. yüzyılın başlarında ismi açıklanmayan Alman bir finansörün desteğiyle sularda kaybolmak için değildi elbet; olmamalı.
Bir Ortaçağ başkenti, hepimizin, tüm insanlığın kökleri yatıyor Hasankeyfde.
İnsan olmanın bir ayrıcalığı var ise eğer doğa üzerindeki diğer canlılardan;
bu imtiyaz ile gelmiş isek dünya üzerine, işte bu ayrıcalığın hakkını vereceğimiz zaman bu zaman.
Bunun farkına varmış toplumların temsilcileri, Hasankeyf katliamında
rol almamak için çoktan geri çekildiler; gerek çevre birliklerinin gerekse de
kendi kamuoylarının duyarlılığına seyirci kalmadılar.
Ayrıcalığımız, tepkilerimiz ve direncimizde şekil bulsun;
bu insanlık suçuna dahil olmayalım lütfen.
Bu bir eleştiri yazısı değil, sadece daha fazla bilgi ve belge ile çözüme katkısı olacağını inandığım bir öneri önsözü. Söz konusu barajın bu koşullarla yapılması tek çözümdür gibi bir dayatmaya karşı Hasankeyflilerin ve onların adına yıllardır bu mücadeleyi verenlerin bir sürü akılcı önerisi var.
Yakında (mümkün olabilir ise yarın, öbür gün) sözü onlara bırakacağız...
Kaynak: