Küçük bir akıl oyunu:
Karamezre`nin nüfusu 1000 civarındadır.
Bunlardan yaklaşık 700´ü 80 darbesini yaşamıştır.
Ama T.C. kuruluşunda, 1. ve 2. Dünya savaşlarını
yaşamış olan insanlarımızdan malesef geriye kimse kalmamıştır.
Oysa, insan olmasada bu zamanları görmüş, yaşamış 3 ayrı canlı varlik
halen vardır köyümüzde.
Her birinin yaşı enaz 400 olan koca koca canlı varlıklar.
Konuşabilselerdi bize anlatacakları cok şey olurdu heralde.
Görmüş, yaşamışlıklarından ziyade,
gözünün önünde verilen savaşlarda verdiġi kendi kalim savaşını anlatırdı bize.
Yüz yillarca verdiġi kalim savaşını...
Herşeye raġmen görüntüsüyle, şanıyla bizi gözünden ayırmayan,
erişilmez ve büyüleyici güzelliġiyle ve adıyla bizi yanına caġıran,
ziyaretine davet eden "Darê Zaretê"...
Darê Zaretê ile ilgili birkaç iddia:
1.)
Aġaclar insan eliyle ekilmiş.....
(...olsaydı, aġacların ekilmesinin belli bir nedeni olmalıydı,
ve eken insan önemli biri olmalıydı.)
2.)
Aġaçlar doġal yetişmişler.
(Eġer öyle olsaydı, köyümüzün olduġu yerin o zamanlarda doġal orman olması gerekirdi,
cünkü meşe aġaçları doġal yetişimde orman olarak yetişirler, tek aġaç olarak deġil)
Güneydoġu-Anadolu`nun yaklaşık 2000 yıl önceki şekli ormandı.
(Mezopotamya Imparatorluġunda).
Fakat aġaçların yaşları 400 yıla yaklaşır.
Azda olsa Urfa`nın 400 yıl önce bir orman olduġu söylentileri var.
14. Yüzyılında Dünya`nın sıcaklık derecesi düşmeye balamış ve
bu derece düşüklügü 3 dereceyi bulmuş.
Dünyanin tüm kıtalarındaki hava sıcaklıklari düşük olmakla birlikte,
aynı zamanda nemliymiş.
Ilkim global olarak soġumaya başlamış.
14.Yüzyılından 19.Yüzyılına dayanan ilkim soġumasına
Kücük Buzul Caġı denilir.
Kücük Buzul Caġı zamanında, Urfa`nın havası
hemen hemen Avrupa havasına benzediġi söyleniyor.
Bu durum tam 500 yıl sürmüş.
Bu büyük zaman süresinde belki yeni bir doġal ormanın oluşabileceġi söyleniyor.
Bu iddiayı doġrulayan yazılı bir kaynak bile vardır.
Elviya Celebi
 |
Osmanlı zamanında yaşayan ünlü Türk Yazar
Evliya Celebi (1611-1682)`nin dünyaca ünlü
"Seyahatname" isimli kitabında Türkiye"nin ormanlarıyla ilgili olarak,
"Kapaliçarsi`dan bir sincap kaçıp bir aġaca çıksa,
ayaġı yere deġmeden Urfa`ya kadar gider"
şeklinde bir benzetme yapmıştı.
Eġer bu 400 yıl önce yazılmis cümleye inanırsak,
Urfa`da, ünlü yazarın zamaninda
Avrupa havasına benzeyen 500 yıl süre içerisinde
hakiki doġal bir orman varmış..
3.)
Üçüncü iddia ise, yukardaki söz konusu olan 2 iddiaları birleştirmeye çalışıyor:
Urfa`nın eski halkına ev ve gemi yapmak için tahta lazımmış.
Ayrıca tarım yapabilmek için yer lazımmış.
Böylece daha çok aġac kesmeye başlamışlar.
Artık doġal orman yok olmaya başlayarak, zamanla küçülmüş.
O zamanlarda yaşayan insanlar bunu farketmişler,
ve ormanın tamamen yok olmaması için
köyün tepesinde olan meşe aġaclarını,
yani "Daré Zaretê"`yi kesmeyerek, insanlardan kollamışlar.
O tepede aġaclar yetişip, büyümüşler.
Zamanla "Daré Zaretê" halk tarafından ciddiye alınarak,
buluşma noktası, mahkeme yeri,
aynı zamanda batıl inançlara dayanarak ziyaret yeri,
yani dua etme ve dilek tutma yeri olarak benimsenmiş.
Ki, ismide ordan geliyor zaten.
Bir meşe aġacının ömrü (Bilimsel açıklanmıştır):
Meşe aġacı, en fazla 500 yıla kadar dayanabilen bir aġaçtır.
Gövde içi zamanla boşluklar ve oyuklarla doluyor.
Meşe aġacı boşluklarıyla yüzlerce hayvan ve böceġin yaşam alanı oluyor.
Mesela:
Baykuş
(Aġaç kovuklarına girer, ordaki
diġer kuşların yuvalarını kendi yuvası yapar)
Fare
(Meşe aġaç eteġinde bir delik kazar,
orda yavrularıni yetiştirir.
Meşe meyvelerini yemeyi tercih eder)
Kirpi
(Aġacın çevresindeki böcekleri yer.
Gün boyu aġacin kovuklarında kalır ve
akşama doġru, yem yemek için dışarıya çıkar.
Sonbahar mevsiminin sonuyla kovuġa döner ve
kış uykusuna yatar.)
Meşe-Safra yabanarısı
(Yaprakların alt kısmını sokup,
yumurtalarını yapraġin içinde bırakırlar.
Aġac ise, kendisini kurumak için o yerin üzerinde
kırmızı / kahverengi bir kabuk oluşturur)
Meşe-yaprak-Dolamacı kelebeġi
(Kelebeġin tirtili bir yaprakla kendini sarar ve
birkaç gün sonra kelebekleşerek çıkar)
Koşu-böceġi
(Meşe aġacına zazarlı olan böcekleri yer)
Eşekarısı
(Aġacın reçinesini ve diġer böcekleri yer,
aġacın içindeki boşluklarda yaşar)
Yarasa
(Sıcak yaz günlerinde aġacın içindeki boşluklarda yatar.
Güneşin batışıyla dışarı çıkıp diġer böcekleri yer)
Mayıs böceġi
(Topraġın altında yurmurtlayıp, yumurtalarını orda saklar.
Ilkbahar mevsiminde topraktan çıkip meşe agacının yapraklarını yer)
Resim ve yazı kaynakları:
Röportajlar bölümündeki diğer yazılar: